|
1. Dünya Savaşı'nı kaybetmiş
olmamızdan ötürü, bütün cephelerde olduğu gibi Filistin ve
Suriye'de dövüşen Osmanlı Ordusu da, 1918 Eylül ayı sonlarına
doğru görev bölgesinden çekilmeye başladı. Suriye'de, VII.
Yıldırım Ordusu'nun yöreden ayrılmasından sonra İtilaf
Devletleri'nin desteği ile, Hicaz Emiri Faysal'ın başkanı olduğu
bir Arap-Suriye hükümeti kuruldu. İngilizler, 30 Ekim 1918
tarihinde imzalanan Mondros Antlaşması hükümlerine dayanarak 25
Kasım 1918'de İskenderun Sancağı'na bir miktar asker çıkardılar.
Aynı Antlaşma hükümlerine göre, Osmanlı yönetimine bırakılmış
olmasına rağmen İskenderun Sancağı'nı işgal eden İngiliz
birlikleri, 5-6 gün kentte kaldıktan sonra çekilerek 7 Aralık
1918 tarihinde, Antakya'ya giren Fransız askerlerine işgali
devrettiler.
Mondros Antlaşması ile bu
toraklarda görevi bitmiş olan VII. Yıldırım Ordusu Kumantanı
Mustafa Kemal Paşa geri geldiği Adana'da bu işgal hareketini
müttefik orduları kumandanı Mareşal Allanby nezdinde protesto
ederken, ilerde Hatay Meselesi haline gelecek olan bu konuya, o
tarihten itibaren ilgi duymaya başlamıştı.
Yerli halkın ileri
gelenlerinden bir grubun Fransız yönetimine karşı mücadele
kararı alması ile sancakta ilk direniş hareketinin çekirdeği
kurulmuş oldu. Bu grubun liderliğinde hareket eden mücahitler,
zaman zaman Fransız işgalcileri ile silahlı çatışmaya da
girdiler. 13 Temmuz 1919'da İskenderun Sancağı'na gelerek halka
Fransız yönetiminden memnun olup olmadıklarını soran Amerikan
heyetine büyük çoğunluğun Türk idaresini istedikleri şeklindeki
beyanı, Fransız yönetimine karşı başlatılan direniş hareketinin
haklılığını göstermekte idi.
Sivas Kongresi'nde ilk
esasları meydana çıkmış olan Misak-ı Milli kavramı ile ilgili
olarak bu direniş hareketinin önde gelen isimlerinden Tayfur Ata
Bey (Sökmen) ile Ankara arasında yapılan yazışmalarda,
İskenderun Sancağı ve havalisinin de (Hatay) bu hudutlar
içerisinde olduğunun Mustafa Kemal tarafından belirtilmiş
olması, bir süredir Misak-ı Milli hududu dışında kaldıkları
kuşkusu içinde olan bölge halkının maneviyatını yükseltti.
Güneydoğu Anadolu ve
İskenderun Sancağı'nda iki yıldır süregelen ve Fransız
hükümetini huzursuz eden direniş hareketinin ve çatışmaların
sona erdirilmesi amacıyla, Ankara Hükümeti ile 9 Haziran 1921
tarihinde başlanan görüşmelerin, 20 Ekim 1921 tarihinde
imzalanan Ankara Antlaşması ile bir uzlaşma ortamına girmesi
üzerine, Antakya'da Fransız yönetimine karşı sürdürülen direniş
faaliyetine bir süre ara verildi. Ancak, antlaşmanın
imzalanmasından kısa bir süre önce, 26 Ağustos 1921 tarihinde,
Fransızlar bütün Suriye'yi işgal ederek, daha önce kurmuş
oldukları Faysal başkanlığındaki Suriye Hükümeti'ne son vermiş
ve ülkede manda yönetimini uygulamaya başlamışlardı.
Gene Ankara Antlaşması
hükümlerine göre Fransızlar, Adana, Mersin, Osmaniye, Kilis ve
Anteb'i boşaltırken, İskenderun, Antakya, Kırıkhan, Reyhanlı,
Altınözü ve Samandağ'dan çekilmeyip bu beldeleri İskenderun
Sancağı adı altında ve özel bir statü içinde, Fransız mandası
olarak yöneltilmekte olan Suriye Devleti'ne bağladılar. Bu
uygulamaları ile Ankara Antlaşması, sancağın kurtuluş ümitlerini
gelecekte belirsiz bir zamana bırakmış olması nedeniyle Hatay'da
yaşayan Türkler arasında üzüntü yarattı.
|