|
Sancakta yaşayan Türkler,
Ankara'ya gönderdikleri heyetler ile zamanın başbakanı İsmet
İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak aracılığı ile Atatürk'e bir kere
daha aktardıkları davaları için Ulu Önder'den daha yakın ilgi ve
destek istediler. Türk hükümeti, 1936 Eylül ayında Cenevre'de
yapılan Milletler Meclisi toplantısında konuyu gündeme
getirerek, İskenderun sancağının bağımsızlık talebini Fransız
Hükümeti'ne resmen bildirdi.
Atatürk, 1936 yılı TBMM'nin
açış konuşmasında, "... Fransızlar ile aramızda senelerdir sürüp
giden davanın neticelenmesinin zamanı gelmiştir" diyerek
sancağın bulunduğu bölgeye Hatay ismini verdi. Bu davranışı ile
Hatay Meselesine ciddi olarak el konduğunu ifade etmiş olan
Atatürk, o sırada faaliyette olan Antakya-İskenderun Yurdu
cemiyetinin adını da Hatay Egemenlik Cemiyeti olarak değiştirdi.
Bu cemiyetin merkezi İstanbul'da idi.
Olayların hızlı bir gelişme
içine girdiği bugünlerde, Fransız başbakanı Leon Blum'un,
Suriye'ye bağımsızlık verileceği şeklinde beyanı, Hatay'ın
Suriye'ye geçmeden anavatana katılması için yapılacak
çalışmaların hızlandırılmasını gerekli kıldı. Bu sırada Türk
nüfusun aleyhine gelişeceği sezilen, 14-15 Kasım 1936 genel
seçimlerine Türkler katılmayarak seçimi boykot ettiler. 1937
yılı başında, Hatay'daki huzursuzluğu gündemine alarak görüşen
Milletler cemiyeti, "...her Hataylı dilediği cemaat listesine
yazılmak ve rey vermek hakkına sahiptir" maddesini içeren Türk
tezini kabul etti ve yapılacak halk oylaması için Antakya'ya
bir gözlemci heyeti gönderdi.
Heyetin halk oylaması
konusunda olumlu bir kanı ile Cenevre'ye dönmesinden ve
raporlarını 27 Ocak 1937'de Milletler Cemiyeti'ne vermelerinden
sonra, İskenderun Sancağı için yeni bir statü ve anayasa taslağı
hazırlanarak sancakta, Millet Meclisi seçimi yapılması kararı
alındı. Türkiye adına Numan Menemencioğlu'nun katıldığı anayasa
taslağı hazırlama komisyonu, Fransız, İngiliz, Belçikalı ve
Hollandalı diplomatlardan oluşmaktaydı. Komisyon tarafından 15
Mayıs 1937'de tamamlanan tasarı Milletler Cemiyeti'nce 29 Mayıs
1937'de kabul edildi. Bu taslağa göre sancak, içişlerinde
bağımsız, dışişleri, maliye, gümrük işlerinde Suriye'ye bağlı
kalacaktı. Sancağın toprak bütünlüğü, Türkiye ve Fransa'nın
garantörlüğü altındaydı.
Milletler Cemiyeti'nce kabul
edilen tasarı esasları çerçevesinde Ekim 1937'de Antakya ve
İskenderun'da Türk konsoloslukları açıldı. 15 Nisan 1938'de
başlayan ve ileride yapılacak Millet Meclisi seçimine esas
olacak sayım işleminde, adilane hareket edilmeyip, Türkler
aleyhine bir tavır takınılması üzerine durum, Türkiye
Cumhuriyeti'ne, Fransız Hükümetine ve Milletler Cemiyeti'ne
duyuruldu.
Sayım sırasında yer yer kanlı
olayların da çıkması üzerine örfi idare ilan edildi ve toplum
düzenini sağlamak amacıyla Fransız milislerinden oluşan Albay
Collet komutasında bir birlik Antakya'ya geldi. Türk partizanı
bir asker olan Albay Collet tarafından düzen sağlanıncaya kadar,
sayım işlerine beş gün ara verildi. Askeri tedbirlere rağmen
olayların devam etmesi üzerine Fransız delegesi Carreaux,
Hatay'ın yönetimini Türkler'e bırakmayı teklif etti.
Bu teklif üzerine Ankara'nın
görüşü ve oluru alınarak, İçişleri Müdürlüğü mahiyetinde olan
İskenderun Sancağı Valisi görevine Dr. Abdurrahman Melek atandı
ve vali 6 Haziran 1938 tarihinde göreve başladı.
Bu tedbirlere rağmen etnik
gruplar arasında sürüp giden gergin ortamda bazen ölümle
sonuçlanan olayların devam etmesi üzerine, sayım işleri
tamamen durduruldu ve seçim komisyonu 26 Haziran 1938'de
Sancak'tan ayrıldı. |