|
Yöneticinin Liderlik Rolü
Liderlik tanımı yapılamayan bir kavramdır, ancak şunu kesinlikle
söyleyebiliriz ki, bir yerde liderlik yapan bir amacın olup
olmadığını, ortaya çıkan sonuçlara bakarak anlayabiliriz.
Herkes lider olamaz, liderler çok nadir rastlanan insanlardır.
Ancak, iyi yöneticiler, hayatlarının her anında liderlik
yapamasalar bile bu rolü görev aldığı organizasyonlarda öyle iyi
oynarlarki, o organizasyonda gerçek bir liderin eksikliğini
anlamak neredeyse imkansız olur. Bir yönetici 5 temel
fonksiyonundan yönlendirme fonksiyonunu gerçekleştirirken,
amacı, çalışan üzerinde, stratejik planları gerçekleştirmek için
bir güdü uyandırmaktı. Bu genelde ona liderlik etmesini
gerektiren bir roldür; ancak lider olmak için gerektiği bilinen
bir gerçek liderin diğer kişilerden heryönüyle farklı hayat
görüşlerinin olması ve bu görüşlerini diğerlerinin ufuklarını
açmada kullanabilmesidir. Peki, biz bu olmadan, sanki varmış
gibi nasıl göstereceğiz? Burada devreye giren şey katılımcılık
prensibidir. İyi bir yönetici herşeyi bildiğini hiçbir zaman
söylemez ve aslında çoğu şeyi yanlış bilebileceğini söylemekten
de utanmaz. Bu aynı zamanda doğanın da bir gereğidir; bir
insanın herzaman herşeyi bilmesi imkansızdır. Hatta bazı
zamanlarda doğru olduğundan emin olduğumuz bir şeyi insanlara
kabul ettirmekte mümkün olmayabilir ve hatta onların tepkisini
de çekebiliriz, GALLILEOnin yaşadıkları farklı bir boyutta
karşımıza çıkabilir. Bu gibi olumsuzlukları önlemek ve herşeye
rağmen, adamlarımıza liderlik edebilmek için onları iyice
anlamalıyız, bu iletişimde empati yaparak sağlanır. Adamlarımızı
iyi dinler ve onları iyi anlarsak, bizim üreteceğimiz
stratejilere nasıl bakacaklarını daha iyi kavrar ve ürettiğimiz
stratejinin onlar tarafından daha iyi algılanması ve
benimsenmesi için, ana amaçtan sapmadan stratejimizi yolumuzu
biraz değiştirecek şekilde kurabiliriz. Bazen, dağı aşmak uğruna
hareketsiz kalabiliriz, bu durumlarda kuşkusuz dağın etrafından
dolaşmak bizler için daha cazip olacaktır.
Liderlik stilleri hakkında bir çok makale ve yayın
bulunmaktadır, ancak bunların hepsine bu çalışmada yer vermek
imkansızdır. Bu konuyla ilgili söyleyebileceğimiz son şey etkin
yöneticilerin duruma göre liderlik yaptıkları, adamların
nabızlarına göre şerbet verdikleri ve etkin ve hissedilmeyen
manevralarla gerçek birer lider olmasalar dahi, organizasyonda
bir liderin eksikliğini hissettirmedikleridir.
Yöneticinin Motivasyoncu Rolü:
Motivasyonu insanların içinde bir amaç için oluşmuş bir dürtü
olarak tanımlayabiliriz. Bu dürtüyü oluşturan o kadar farklı şey
olabilir ki.. Bazen motivatör olan şeyler, benimsenmiş amaç,
milliyetçilik duyguları, din duyguları, aitlik duygusu, aşk,
organizasyon kültürü, arkadaşlıklar, temel insani gereksinimler,
para
vs. olabilir. Her zaman birer motivatör olan şeyler,
başarma hırsı ve kendini aşma azmidir.
Yöneticiler çalışanlarında amaçlarına ulaşmak için dürtüler
uyandırmalıdırlar. Bu dürtüler farklı zamanlarda farklı
şekillerde uyandırılabilir.
Ancak bilinmesi gereken bir husus, bu dürtüyü yaratan şeylerin
çok dikkatli seçilmesi gereğidir. Dünya tarihinde insanları
istediği amaçlara yönlendiren karizmatik liderler bu dürtüyü
oluşturan şeyleriçok dikkatli seçmişlerdir.Örnek vermek
gerekirse Haçlı Seferleri yapılırken dini amaçlar doğrultusunda
kurulan büyük ordular sırf bu uğurda ölmek isteyen insanlar
tarafından oluşuyordu. Başka bir örnek Milli Mücadele Döneminde
Türk İnsanının bağımsızlık tutkusu Atatürk liderliğinde tekrar
öne çıkıp, bir ulusu esaretten kurtaracak bir dürtüyü
oluşturuyordu. Bu örnekler paranın her zaman bir motivatör
olmadığıdır. Para bazı durumlarda bir motivatör olmaktan daha
çok çalışan üzerinde sanki rüşvetmiş gibi bir izlenim dahi
yaratabilir.
Burada vermek istediğimiz mesaj, belli bir durumda dürtü yaratan
bir şeyin etkisini her zaman gösteremeyeceği, bazı durumlarda
hiç aklımıza gelmeyen şeylerin bile motivatör olabileceğidir.
Etkin yöneticiler, organizasyonlarının kültürüne ve içinde
bulundukları duruma göre çalışanları üzerinde dürtü uyandıracak
motivatörleri bulabilirler.
Motivasyoncu rolü ile ilgili mesajımızı özetlersek bunu tek bir
kelimeye sığdırabiliriz; kita, bu kelimeyi
Türkçe ile yorumlamaya çalışırsak, açılımı adamının
kıçına her zaman bir tekme at, eğer istediğin gibi yapıyorsa +kita,
yanlış yapıyorsa kita, ama bu tekmeyi öyle bir seçki adamın
küsmesin, sonuçta herşey amaçlara daha yakın olsun
Şirket Kültürü Hakkında
Burada şirket kültürüne değinmeden geçmek ileride vermek
istediğimiz bazı mesajların doğru anlaşılmamasını doğurabilir,
bu sebeple biraz şirket kültürüne değinelim.
Şirket Kültürü o organizasyonu birarada tutan nedir sorusunun
cevabıdır. Bir organizasyon kendi içinde daha çok kenetleniyor
veya kendi amacına daha kolay varıyorsa o organizasyon kendisi
için doğru olan kültürü seçmiş demektir. İnsanların birbiriyle
olan ilişkisinin derecesi, insanların işlerine ne kadar
odaklandıklarının derecesi şirket kültürüyle yakından ilişkili
kavramlardır. Yönetici, organizasyondaki kişisel ve
stratejilerle ilgili çatışmaları nasıl yönetecek ve istediği
sonuçları nasıl alacak? Bunlar, ancak uygun şirket kültürlerinin
oluşturulmasıyla sağlanabilir.
Yukarıda, bir şirketin sahip olabileceği dört şirket kültürü
verilmiştir. Bu diyagrama göre şirket kültürü iki boyuta bağlı
bir fonksiyon olarak karşımıza çıkıyor ve bu boyutlar dayanışma
ve sosyallik olarak tanımlanmakta. Bir çok kaynakta özellikle
bankalar gibi uzun süre devam etmeyi isteyen organizasyonların
komünal bir şirket kültürüyle yönetilmesinin bu tür
organizasyonlar için genel olarak iyi bir seçim olduğu
vurgulanmakta. Şirket kültürleri ve bir organizasyonu kültür ile
yönetmek hakkında da söylenecek çok şey vardır, buna rağmen
burada da fazla kalamayacağız ve vermek istediğimiz mesajı verip
yolumuza devam edeceğiz.
Organizasyon kültürü, çalışanların amaçlara yönelmesi,
çalışanların geliştirilmesi, yöneticilerin organizasyonu daha
kolay yönlendirmesi açısından çok önemlidir ve nihayet bir
yöneticinin 3. fonksiyonu olan yönlendirme fonksiyonundaki
teknikleri ve rolleri uygularken şirket kültürüne uygun olmayan
bir uygulamanın sonuç alaması imkansızdır.
Bir Efsane ve Yönetimde Pygmallion
Bir zamanlar heykeltraşın biri bir kadın heykeli yapar,
heykelinin etrafında döner ve ne de güzel olmuş der, daha
sonraki günlerde de birer kez heykelinin yanına gider, onun
etrafında dönerek, yine, ne de güzel olmuş der, daha sonra bu
heykeli rüyasında da görmeye başlar ve artık dayanılmaz bir
hevesle zamanının bütün kısmını heykelinin etrafında dönerek ve
ona olan hayranlığını dile getirerek geçirir, heykeline şiirler
yazar; efsaneye göre esas yaptığı şey kafasında yaşattığı ve
aşık olduğu kadını yaptığı heykelle somutlaştırmaktı, ama o
heykelin sevdiği kadın olduğuna öyle bir inanmıştı ki; daha
sonra bu heykel canlandı ve onunla beraber sonsuza kadar mutlu
olacakları bir yere gittiler ve heykelin canlandığı günden sonra
onları bir daha kimse görmedi. Efsaneye göre o günden beri
PYGMALLION ruhu, yani inanırsanız gerçekleşir
ruhu yaşamaktadır.
Biz yukarıdaki efsanenin anlatıldığı gibi gerçekleşmiş
olduğunu somut olarak kanıtlayan bir bulgu bulamadık, bununla
beraber inanırsanız gerçekleşir ruhu nun o günden
beri yaşadığından hiç bir kuşkumuz yok. Yapılan çalışmalar
göstermektedir ki; çalışanların performansları ve amaca
yönlenmeleri üzerinde yöneticilerinin onlardan beklentilerinin
büyük bir etkisi var. Yüksek performans bekleyen yöneticilerle
beraber çalışan astların performansı, onlardan düşük performans
bekleyen yöneticilerle çalıştıklarından kat kat daha fazla
olmakta.
Lidere babavari bir rol yakıştırıyoruz. Onu her şeyden önce
saygıyla izliyoruz. İcraatı ikinci, hatta üçüncü sırada
geliyor. Böyle olduğu için sorgulamadan, itaat etmek gibi bir
yaklaşım içinde buluyoruz kendimizi.
Lider ve liderlik konusunun kavram olarak çok popüler olduğunu
düşünüyorum. Bu popülarite, kavramın tanınırlığıyla eşit oranda
değil. Liderlik kavramını çok geride kalmış eski bilgilerle
dolu, içi şişirilmiş buluyorum. Bize göre lider kurtarıcıdır,
lider kahramandır, lider biraz hayal ürünüdür. Liderlik
kavramının zaman içinde değiştiğini düşünmeli ve bunu
benimsemeliyiz. Çünkü artık büyük bir kurtarıcı lider yerine,
liderlerden söz etmek gerekiyor. Lider tanım olarak esastan bir
şey yitirmiş değil. Ancak günün şartlarına uyarak bir tek lider
ve onu izleyen yığınlar yerine birçok lider ve liderlerini
izleyen gruplar konumuna geçmiş durumda...
|