03 Mayıs 2008

Yöneticinin Liderlik Rolü

Liderlik tanımı yapılamayan bir kavramdır, ancak şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, bir yerde liderlik yapan bir amacın olup olmadığını, ortaya çıkan sonuçlara bakarak anlayabiliriz.

Herkes lider olamaz, liderler çok nadir rastlanan insanlardır. Ancak, iyi yöneticiler, hayatlarının her anında liderlik yapamasalar bile bu rolü görev aldığı organizasyonlarda öyle iyi oynarlarki, o organizasyonda gerçek bir liderin eksikliğini anlamak neredeyse imkansız olur. Bir yönetici 5 temel fonksiyonundan yönlendirme fonksiyonunu gerçekleştirirken, amacı, çalışan üzerinde, stratejik planları gerçekleştirmek için bir güdü uyandırmaktı. Bu genelde ona liderlik etmesini gerektiren bir roldür; ancak lider olmak için gerektiği bilinen bir gerçek liderin diğer kişilerden heryönüyle farklı hayat görüşlerinin olması ve bu görüşlerini diğerlerinin ufuklarını açmada kullanabilmesidir. Peki, biz bu olmadan, sanki varmış gibi nasıl göstereceğiz? Burada devreye giren şey katılımcılık prensibidir. İyi bir yönetici herşeyi bildiğini hiçbir zaman söylemez ve aslında çoğu şeyi yanlış bilebileceğini söylemekten de utanmaz. Bu aynı zamanda doğanın da bir gereğidir; bir insanın herzaman herşeyi bilmesi imkansızdır. Hatta bazı zamanlarda doğru olduğundan emin olduğumuz bir şeyi insanlara kabul ettirmekte mümkün olmayabilir ve hatta onların tepkisini de çekebiliriz, GALLILEO’nin yaşadıkları farklı bir boyutta karşımıza çıkabilir. Bu gibi olumsuzlukları önlemek ve herşeye rağmen, adamlarımıza liderlik edebilmek için onları iyice anlamalıyız, bu iletişimde empati yaparak sağlanır. Adamlarımızı iyi dinler ve onları iyi anlarsak, bizim üreteceğimiz stratejilere nasıl bakacaklarını daha iyi kavrar ve ürettiğimiz stratejinin onlar tarafından daha iyi algılanması ve benimsenmesi için, ana amaçtan sapmadan stratejimizi yolumuzu biraz değiştirecek şekilde kurabiliriz. Bazen, dağı aşmak uğruna hareketsiz kalabiliriz, bu durumlarda kuşkusuz dağın etrafından dolaşmak bizler için daha cazip olacaktır.

Liderlik stilleri hakkında bir çok makale ve yayın bulunmaktadır, ancak bunların hepsine bu çalışmada yer vermek imkansızdır. Bu konuyla ilgili söyleyebileceğimiz son şey etkin yöneticilerin duruma göre liderlik yaptıkları, adamların nabızlarına göre şerbet verdikleri ve etkin ve hissedilmeyen manevralarla gerçek birer lider olmasalar dahi, organizasyonda bir liderin eksikliğini hissettirmedikleridir.

Yöneticinin Motivasyoncu Rolü:

Motivasyonu insanların içinde bir amaç için oluşmuş bir dürtü olarak tanımlayabiliriz. Bu dürtüyü oluşturan o kadar farklı şey olabilir ki.. Bazen motivatör olan şeyler, benimsenmiş amaç, milliyetçilik duyguları, din duyguları, aitlik duygusu, aşk, organizasyon kültürü, arkadaşlıklar, temel insani gereksinimler, para… vs. olabilir. Her zaman birer motivatör olan şeyler, başarma hırsı ve kendini aşma azmidir.

Yöneticiler çalışanlarında amaçlarına ulaşmak için dürtüler uyandırmalıdırlar. Bu dürtüler farklı zamanlarda farklı şekillerde uyandırılabilir.

Ancak bilinmesi gereken bir husus, bu dürtüyü yaratan şeylerin çok dikkatli seçilmesi gereğidir. Dünya tarihinde insanları istediği amaçlara yönlendiren karizmatik liderler bu dürtüyü oluşturan şeyleriçok dikkatli seçmişlerdir.Örnek vermek gerekirse Haçlı Seferleri yapılırken dini amaçlar doğrultusunda kurulan büyük ordular sırf bu uğurda ölmek isteyen insanlar tarafından oluşuyordu. Başka bir örnek Milli Mücadele Döneminde Türk İnsanının bağımsızlık tutkusu Atatürk liderliğinde tekrar öne çıkıp, bir ulusu esaretten kurtaracak bir dürtüyü oluşturuyordu. Bu örnekler paranın her zaman bir motivatör olmadığıdır. Para bazı durumlarda bir motivatör olmaktan daha çok çalışan üzerinde sanki rüşvetmiş gibi bir izlenim dahi yaratabilir.

Burada vermek istediğimiz mesaj, belli bir durumda dürtü yaratan bir şeyin etkisini her zaman gösteremeyeceği, bazı durumlarda hiç aklımıza gelmeyen şeylerin bile motivatör olabileceğidir. Etkin yöneticiler, organizasyonlarının kültürüne ve içinde bulundukları duruma göre çalışanları üzerinde dürtü uyandıracak motivatörleri bulabilirler.

Motivasyoncu rolü ile ilgili mesajımızı özetlersek bunu tek bir kelimeye sığdırabiliriz; “kita”, bu kelimeyi Türkçe ile yorumlamaya çalışırsak, açılımı “adamının kıçına her zaman bir tekme at, eğer istediğin gibi yapıyorsa +kita, yanlış yapıyorsa –kita, ama bu tekmeyi öyle bir seçki adamın küsmesin, sonuçta herşey amaçlara daha yakın olsun”

Şirket Kültürü Hakkında

Burada şirket kültürüne değinmeden geçmek ileride vermek istediğimiz bazı mesajların doğru anlaşılmamasını doğurabilir, bu sebeple biraz şirket kültürüne değinelim.

Şirket Kültürü o organizasyonu birarada tutan nedir sorusunun cevabıdır. Bir organizasyon kendi içinde daha çok kenetleniyor veya kendi amacına daha kolay varıyorsa o organizasyon kendisi için doğru olan kültürü seçmiş demektir. İnsanların birbiriyle olan ilişkisinin derecesi, insanların işlerine ne kadar odaklandıklarının derecesi şirket kültürüyle yakından ilişkili kavramlardır. Yönetici, organizasyondaki kişisel ve stratejilerle ilgili çatışmaları nasıl yönetecek ve istediği sonuçları nasıl alacak? Bunlar, ancak uygun şirket kültürlerinin oluşturulmasıyla sağlanabilir.

Yukarıda, bir şirketin sahip olabileceği dört şirket kültürü verilmiştir. Bu diyagrama göre şirket kültürü iki boyuta bağlı bir fonksiyon olarak karşımıza çıkıyor ve bu boyutlar dayanışma ve sosyallik olarak tanımlanmakta. Bir çok kaynakta özellikle bankalar gibi uzun süre devam etmeyi isteyen organizasyonların komünal bir şirket kültürüyle yönetilmesinin bu tür organizasyonlar için genel olarak iyi bir seçim olduğu vurgulanmakta. Şirket kültürleri ve bir organizasyonu kültür ile yönetmek hakkında da söylenecek çok şey vardır, buna rağmen burada da fazla kalamayacağız ve vermek istediğimiz mesajı verip yolumuza devam edeceğiz.

Organizasyon kültürü, çalışanların amaçlara yönelmesi, çalışanların geliştirilmesi, yöneticilerin organizasyonu daha kolay yönlendirmesi açısından çok önemlidir ve nihayet bir yöneticinin 3. fonksiyonu olan yönlendirme fonksiyonundaki teknikleri ve rolleri uygularken şirket kültürüne uygun olmayan bir uygulamanın sonuç alaması imkansızdır.

Bir Efsane ve Yönetimde Pygmallion

Bir zamanlar heykeltraşın biri bir kadın heykeli yapar, heykelinin etrafında döner ve ne de güzel olmuş der, daha sonraki günlerde de birer kez heykelinin yanına gider, onun etrafında dönerek, yine, ne de güzel olmuş der, daha sonra bu heykeli rüyasında da görmeye başlar ve artık dayanılmaz bir hevesle zamanının bütün kısmını heykelinin etrafında dönerek ve ona olan hayranlığını dile getirerek geçirir, heykeline şiirler yazar; efsaneye göre esas yaptığı şey kafasında yaşattığı ve aşık olduğu kadını yaptığı heykelle somutlaştırmaktı, ama o heykelin sevdiği kadın olduğuna öyle bir inanmıştı ki; daha sonra bu heykel canlandı ve onunla beraber sonsuza kadar mutlu olacakları bir yere gittiler ve heykelin canlandığı günden sonra onları bir daha kimse görmedi. Efsaneye göre o günden beri PYGMALLION ruhu, yani inanırsanız gerçekleşir ruhu yaşamaktadır.

 

Biz yukarıdaki efsanenin anlatıldığı gibi gerçekleşmiş olduğunu somut olarak kanıtlayan bir bulgu bulamadık, bununla beraber inanırsanız gerçekleşir ruhu ‘nun o günden beri yaşadığından hiç bir kuşkumuz yok. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki; çalışanların performansları ve amaca yönlenmeleri üzerinde yöneticilerinin onlardan beklentilerinin büyük bir etkisi var. Yüksek performans bekleyen yöneticilerle beraber çalışan astların performansı, onlardan düşük performans bekleyen yöneticilerle çalıştıklarından kat kat daha fazla olmakta.

Lidere babavari bir rol yakıştırıyoruz. Onu her şeyden önce saygıyla izliyoruz. İcraatı ikinci, hatta üçüncü sırada geliyor. Böyle olduğu için sorgulamadan, itaat etmek gibi bir yaklaşım içinde buluyoruz kendimizi.

Lider ve liderlik konusunun kavram olarak çok popüler olduğunu düşünüyorum. Bu popülarite, kavramın tanınırlığıyla eşit oranda değil. Liderlik kavramını çok geride kalmış eski bilgilerle dolu, içi şişirilmiş buluyorum. Bize göre lider kurtarıcıdır, lider kahramandır, lider biraz hayal ürünüdür. Liderlik kavramının zaman içinde değiştiğini düşünmeli ve bunu benimsemeliyiz. Çünkü artık büyük bir kurtarıcı lider yerine, liderlerden söz etmek gerekiyor. Lider tanım olarak esastan bir şey yitirmiş değil. Ancak günün şartlarına uyarak bir tek lider ve onu izleyen yığınlar yerine birçok lider ve liderlerini izleyen gruplar konumuna geçmiş durumda...

 

 


Anasayfa | Başkan'dan | Yönetim | Faaliyetler | Üyeler | Basında İSGİAD | İletişim
© 2005 İSGİAD, Her Hakkı Saklıdır
Tasarım ve Dizayn : Ajans D